Kitleler Psikolojisi

Kitleler psikolojisini anlamak, onları yönetmeyi bilmek değil fakat hiç olmazsa bütünüyle onlar tarafından yönetilmemek isteyen devlet adamlarının sermayesini oluşturur.

Kitlelerin psikolojisi onların atılgan yapıları üzerine kanunların ve kurumların ne kadar az etki ettiğini ve kendilerine aktarılan düşüncelerin dışında yeni fikirlere sahip olmaya ne derece de yeteneksiz olduklarını gösterir. Soyut bakış açılarından meydana gelen kurallar onları yönetmeye yetmez. Onlara ancak ruhlarına sindirilen etkiler cazip gelebilir.

Örneğin; bir kanun yapıcısı yeni bir vergi koymak isterse nazari olarak en adaletli olanını mı seçmelidir? Hiçbir zaman. Vergiler eğer dikkate az çarpar ve görünürde az ağır olursa kitleler için pratik bakımdan her zaman iyi karşılanır. Her gün tüketilen mallar üzerine kuruş kuruş hesaplanan vergi halk tabakalarının alışkanlıkları üzerinde pek az etki eder. Bu verginin yerine gündeliklere veya başka bir gelir üzerine nispi olarak ve bir defada ödenecek bir vergi koyunuz. Bu vergi ötekinden 10 kat daha az olsa bile genel protestolara neden olur. Gerçekten her günün gözle görülmeyen kuruşları yerine onlar için nispeten yüksek ve daha etkili bir genel toplam meydana gelmiştir. Bu miktar kuruş kuruş olarak bir tarafa koymuş olsaydı, göze görünmezdi. Lakin bu ekonomik yol bir ileri görüşlülük dozu olduğundan kitleler bunu yapmaya yetenekli değillerdir. Kitleler psikolojisi daha başka alanlarda da uygulanabilir. Bu bilim olmaksızın birçok tarih ve ekonomi olaylarının anlaşılması çok zordur.

Toplumun ruhunu oluşturan bilinçaltı öğelerin etkisiyle bir toplumun bütün bireyleri; aslında birbirinin aynı gibidir. Bir toplumun bireylerini birbirinden ayıran şey terbiyenin ve istisnai bir kalıtımın sonucu olan bilinçli şeylerdir. Zekâları bakımından birbirine hiç benzemeyen insanlar bazı defa aynı isteklere aynı hırslara aynı duygulara sahip olurlar. Din, ahlak, politika, sevgi, nefret gibi duygular alanına giren şeyler de en yüksek insanlar, adi bireylerin derecesini pek geçemezler. Ünlü bir matematikçi ile kunduracı arasında entelektüel bir karşılaştırma bakımından uçurum bulunabilir. Fakat ahlak ve inanç bakımından ya hiç fark yoktur veyahut da varsa da pek azdır.

İşte bilinçaltı tarafından yönetilen bir ırkın normal bireylerinin çoğunluğunun hemen aynı derecede sahip olduğu bu genel karakteristik özellikleri kitlelerde ortak özellikleri meydana getirir. Kolektif bilinç içerisinde bireylerin yetenekleri ve kişilikleri silinir, aynı cinsten olmayan aynı cinsten olanın içinde bulunur, kaybolur ve bilinçaltı özellikleri üstün duruma gelir. Bireysel özellikleri ortak özellikleri haline gelmesi durumu kalabalıkların yüksek bir zekâ isteyen işleri niçin beceremediklerini gösterir. Seçkin ve değişik alanlarda uzmanlık sahibi kimselerden ilk kurulan bir meclis tarafından alınan genel öneme haiz kararlar bir ahmaklar topluluğunun vereceği kararlardan hissedilir derecede farklı ve üstün değildir

Kitlelerin Ruhi Karakterleri

Bir psikolojik kitlenin en çok göze çarpan özelliği şudur:
Kitleyi meydana getiren bireyler kimler olursa olsun; yaşama biçimleri, iş güçleri, karakterleri yahut zekâları ister benzer, ister ayrı olsun, kalabalık haline gelmiş olmaları onlara bir kolektif ruh aşılar. Aşılanan bu ruh onları, her biri tek başına ayrı ayrı bulundukları halde duyacaklarından, düşüneceklerinden ve yapacaklarından tamamı ile başka hissettirir, düşündürür ve yaptırır. Bazı düşünceler bazı duygular ancak kitle halinde bulunan bireylerde kendini gösterir veya hareket alanına çıkar.
Bugün bir birey öyle bir hale konulabilir ki bilinçli kişiliğini kaybederek, bu kişiliği kaybettiren bir telkincinin bütün telkinlerine uyarak alışkanlıklarına aykırı işler yapacağını çok iyi biliyoruz.

Bir süre aktif kitle içerisinde bulunan kimse çok geçmeden, kendisini uyutan kimsenin elleri arasında uyuyan kişinin düştüğü gibi efsunlanmış bir hale düştüğü dikkatli gözlemlerle kesinleşmiştir. Uyutulan kimsede bilinçli çalışma felce uğradığından, uyutucunun kendi arzusuna göre yönettiği bütün bilinçaltı etkinliklerinin esiri olur. Artık bu adamda bilinçli kişilik kaybolmuştur, irade ve seçme kabiliyeti kalmamıştır. Duyguları düşünceleri uyutucunun yönlendireceği tarafa doğru yönelir.

Kitleler Nasıl Yönlendirilir?

Kitlelerin ruhuna bazı düşünce ve inançları, örneğin toplumsal teorileri yavaş yavaş sindirmek söz konusu olduğu zaman, kitleyi yönetecek kişiler değişik usuller kullanırlar. Onlar başlıca şu üç usule başvururlar: iddia, tekrar, sirayet. Bu telkinlerin etkisi oldukça ağır, fakat devamlı olur. Her türlü kontrolden her nevi ispattan uzak, saf ve sade iddia, kitlelerin ruhuna bir fikri yerleştirmek için en emin araçtır. İddia ne kadar açık ve deliller ne kadar sade ve ispattan uzak olursa yargı ve etki de o nispette büyük olur.

Bununla beraber iddianın gerçek bir etki meydana getirmesi için mümkün olduğu kadar aynı kelimelerle tekrar edilmesi gerekir. Napolyon “ Biricik ciddi söz sanatı tekrardır.” demiştir. İddia olunan şey tekrar edilmek suretiyle sonunda kanıtlanmış bir gerçek gibi kabul edilerek ruhlara yerleşir. Şurası gerçektir ki tekrar edilen şey sonunda hareketlerimizin etkenlerinin hazırlandığı bilinçaltının derin tabakalarına iner, yerleşir. Bir zaman sonra tekrar edilen iddianın kimin tarafından ortaya atıldığını unutarak tekrar edilen sözlere inanırız.
Bir gazetede filan adamın tam bir çatlak ve falan adamın pek namuslu bir kimse olduğunu okuya okuya sonunda bunların bu özellikleri gerçekten taşıdıklarına kanaat getiririz. Bir şartla ki bu iki sıfatı bu adamlar için tersine kullanan, o gazeteye aykırı fikirde bulunan bir gazeteyi sık sık okumayalım. İddia ve tekrar hayatta yarışabilmek için en güçlü araçlardır.

Tekrar tekrar aynı tarzda ortaya atılan iddialar, fikir cereyanı dediğimiz şeyi meydana getirir ve o zaman sirayetin güçlü mekanizması işe karışır. Düşünceler, duygular, heyecanlar, inançlar kitleler üzerinde mikropların sirayeti kadar güçlü etkiye sahiptir.
Sirayet, bireyleri aynı yerde toplu bir halde bulunması şartını sürekli olarak taşımaz. Farklı yerlerde bulunan bireyler üzerinde de yukarıda bahsedilen durumlarla hazırlanmış oldukları zaman aynı etkiyi yaratır. Örneğin 1848 devriminin Fransa’dan başlayarak bütün Avrupa’yı etkilemesi gibi…

Bir ferdin ya da kitlenin telkinlere karşı direnebilmesi ancak güçlü karakterle mümkündür. İradesi ve seciyesi kuvvetli bireyler yığın ve sürü olmaktan kurtulabilir. “Yüksek Karakterli Bireyler Yetiştirmek” başka bir yazımızın konusu.

Okumalar ve Kaynakça: Kitleler psikolojisi,Gustave Le Bon,Hayat Yayınları,İstanbul1997.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir