Çocuğum İçin Nasıl Bir Spor Kulübü ve Hoca Seçmeliyim?

Günümüzde sokakta oynamaya fırsat bulamayan, bu boşluğu da evde bilgisayar başında dolduran çocukların, sporla uğraşması çok daha önemli hale gelmektedir. Baharın gelişi, havaların yavaş yavaş ısınmaya başlaması ve tatilin yaklaşıyor oluşu ebeveynlerin evlatları için ilgi ve kabiliyetlerine uygun spor yapabilecekleri spor dalları arayışını zorunlu kılmaktadır. Bu arayışın faydalı neticelenmesi için öncelikle “Çocuğum hangi sporu yapmalı?” sorusunun cevabı bulunmalıdır. Bizim tavsiyemiz ise 11-12 yaşlarına kadar (mümkünse) çocuğunuzun tek bir spor dalı ile değil de birden fazla spor dalı ile tanışmasıdır. Kuşkusuz böylelikle çocuğunuza kendisini daha iyi ifade etme imkânı sağlamış olacaksınız.

Çocuğunuz için uygun spor dalını seçerken göz ardı edilmemesi gereken hususlardan bir diğeri de çocuğunuzu hangi kulüp ve hocaya emanet edeceğinizdir. Halihazırda özellikle büyük şehirlerde çocukların spor yapabileceği birçok spor kulübü ve bir o kadar da çalıştırıcı mevcuttur. Ancak nicelik bakımından eksikliğin olmayışından daha önemli yön, kulüp ve çalıştırıcıların nitelik bakımından yeterli olması gerekliliğidir. Fakat ülkemizde pek az kulüp ve antrenör çocuklarınızın bedensel ve ruhsal yönden gelişimine katkı sağlayacak yetkinliktedir. Örneğin, spor kulüplerinin büyük bölümü sporun içinden gelen, çocuk psikolojisini bilen yöneticiler tarafından yönetilmemektedir! Yine kulüplerin büyük bölümü ekonomik kazanç kapısı olarak görüldüğü için, tesisleşmeden tutun da çalıştırdıkları antrenörlere kadar gerekli donanım ve beceriye sahip değillerdir.

Spor etkinliğini antrenörler açısından incelediğimizde ise maalesef birçok kulübün çalıştırdığı spor hocası, koç, altyapı sorumlularının pedagojik formasyon bilgisine sahip olmadıklarını, spor psikolojisini ve çocuk psikolojisini bilmediklerini görmekteyiz. Burada ne demek istediğimi yakinen görüp anlamak isterseniz, bir hafta sonunuzu ayırıp basketbol okullarının salonlarına, futbol okullarının, kulüplerinin tesislerine, voleybol salonlarına, yüzme salonlarına, tenis kortlarına, jimnastik salonlarına v.s gidin. Özellikle futbolda on dört yaş altı bütün grupların turnuvalarına gidin ve oralardaki spor hocalarını, antrenörleri, koçları, altyapı sorumlularını izleyin derim. On dört yaşına kadar dünyanın sporda gelişmiş ülkelerinde skor tutulmamaktadır. Çocuklar bir yarış atı gibi hazırlanmamaktadır. Müsabakanın kazanılması ya da kaybedilmesinin pek de önemi yoktur. Önemli olan on dört yaşına kadar çocuğun bir sporcu olarak gelişmesi, beceri kazanması, sporun ve sporcu olmanın keyfini çıkarmasıdır.

Çocuklarınızın ruhsal ve fiziksel bakımdan kendilerini geliştirmeleri için emanet ettiğiniz spor hocaları, antrenör, koç veya altyapı sorumlularının gerekli donanıma sahip olmayışları, çocukların spor yaparken eğlenmesi, mutlu olmasının önüne geçmektedir. Onlara kazanma hırsı yüklerken bağırma, hakaret içeren cümleler kurma çok keskin jest ve mimikler, sarsma, itme-kakma hatta dövmeye kadar varabilen psikolojik ve fiziki şiddetin uygulandığını görmek mümkündür. Bu tarz koçluk, antrenörlük, spor hocalığı aslında gösteriş amaçlıdır. “Bu koç, antrenör, spor hocası gerçekten de koçluk yapıyor görünür. Yüzü terli ve kıpkırmızıdır, agresif bir şekilde el çırpar ve otoriter el kol hareketlerini kullanır.” (Fligel, Kathleen Landıs Lancaster,2016) Toplumumuzda bu tarz gösteriş amaçlı antrenörlük anlayışı maalesef yaygın bir şekilde yapılmakta ve ebeveynler ve izleyiciler tarafından kabul de görmektedir. Bu durum son derece düşündürücü ve üzücüdür. Bu tarz antrenör ve koçluk anlayışının çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini anlamak için empati yapmak yeterli olacaktır. Kendinizi on dört yaşın altında herhangi bir sporu yaparken hayal edin. Antrenörünüz, koçunuz sürekli size bağırıp çağırıyor, el kol hareketleri yapıyor, hata yaptığınızda hakaret ediyor, takım arkadaşlarınızın, ailenizin, yetenek avcısı scoutların ve izleyicilerin önünde küçük düşürüldüğünüzü bir gözünüzün önüne getirin. Ne hissediyorsunuz? Koçlar, antrenörler, spor hocaları çocukların ve gençlerin ruh sağlığını bozabilir ya da inşa edebilirler. Gösteriş amaçlı koçluk yapanlar, antrenörler, spor hocalarının yönlendirmelerine maruz kalan bir çocuk ve genç, yaptığı hatanın asla farkına varamaz. Zihinsel olarak kendini oyuna veremez ve iyi bir performans sergileyemez. Morali bozulur, spora karşı hevesi kırılır ve sporu bile bırakabilir. Bu koçluk modeli yapıcı değil yıkıcıdır.

Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir